Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Undertone Film İncelemesi : Sessizliğin İçindeki Gürültü

Resim
      Bazı korkular vardır; karanlık bir odada başlar. Bazılarıysa çok sinsi davranabilir. Kulaklığını takarsın, gürültüden uzak kalmak için sesi biraz daha açarsın ve fark etmeden kendi zihninin en derinine girersin. Undertone tam olarak böyle bir film. İzleyiciyi korkuturken sessizliğin içinde yalnız da bırakıyor.   Undertone hakkında konuşurken söylenmesi gereken önemli bir şey de dağıtıcı firmanın A24 olması. A24’ün son yıllarda desteklediği korku filmlerinde ortak bir damar var: seyirciyi korkutmaktan çok huzursuz etmek. Undertone da tam olarak o çizgide duruyor. Ian Tuason’un ilk uzun metrajı olmasına rağmen şaşırtıcı derecede kontrollü bir film. Bir cuma gecesi kulaklığı takıp izlemeyi hak ediyor. Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun: mesele ekranda ne gördüğün değil, sessizlikte zihninin neyi tamamladığı.   Başrolde Nina Kiri’nin canlandırdığı Evy karakteri üzerinden ilerleyen hikâye bizi işitme duyusuyla yakalıyor. Yalnızca iki oyuncunun yer aldığ...

Sinemanın Arka Odası: Algoritmaların Önermediği 20 Underrated Film

Resim
    Algoritmalar çoğunlukla güvenli sularda yüzmeyi sever. Sana daha önce izlediklerine benzeyenleri önerir, risk almaz, hafızaya değil davranışına bakar.   Ama bazı filmler var ki, hiçbir algoritmanın “önermeye cesaret edemediği” yerde durur. Letterboxd listelerinde kaybolur, forumlarda yarım cümleyle geçilir, bazen sadece bir sahnesiyle hatırlanır.   Bu liste o filmlerden oluşuyor.   Bir nevi benim sinemamın arka odası.    Kalabalık bir ortamdasın ya da sadece fark yaratmak istediğin (sahtekarlık/flört etme yaparken) bir anda bu filmlerden birini aç, gerisini unut. Film bittiğinde teşekkürleri alçak gönüllü bir sessizlikle kabul edebilirsin :)   Not: Sıralamam tamamen rastgeledir. The Swimmer (1968) - Dram Bir adam, banliyöde bir gün içinde evine ulaşmak için havuzdan havuza yüzmeye karar verir. İlk bakışta absürt bir yolculuk gibi görünür. Ama her havuz, bir hatıraya açılır. Film ilerledikçe fiziksel bir yolculuk değil, ...

Sentimental Value Film İncelemesi: Duvarların Hatırladığı Şeyler

Resim
    Bazı filmler vardır, bir hikâye anlatır. Bazıları ise bir his anlatır. Ve bunu terapi koltuğunda değil de beyaz perdede yapar. Ve çok az film vardır ki, insanın zihnine değil de doğrudan hafızasına yerleşir. Sanki bir film izlememişsinizdir de yıllar önce yaşadığınız ama tam olarak hatırlayamadığınız bir anıyı yeniden görmüşsünüzdür.   Oslo Üçlemesi ile adını duyuran Joachim Trier ve uzun süreli ortağı senarist Eskil Vogt, sezonun en merak edilen ve en heyecan verici filmlerinden biri ile piyasaya geri döndü ve ödül törenlerine damgasını vurdu. The Worst Person in the World’ün başrol oyuncusu soğuk ve sorunlu rollerin aranan yüzü Renate Reinsve, usta Stellan Skarsgård ve pozitiflik sembolü Elle Fanning’in başrolünde olduğu filmi iki kez izledim. İlerleyen zamanlarda üçüncü kez de izleyeceğimi düşünüyorum.  Sentimental Value tam olarak böyle bir film. Ama bu kez kapıyı karakterler açmıyor. Kapıyı bir ev açıyor.   Film, annelerinin ölümünden sonra yılla...