Sinemanın Arka Odası: Algoritmaların Önermediği 20 Underrated Film

 

  Algoritmalar çoğunlukla güvenli sularda yüzmeyi sever. Sana daha önce izlediklerine benzeyenleri önerir, risk almaz, hafızaya değil davranışına bakar.

  Ama bazı filmler var ki, hiçbir algoritmanın “önermeye cesaret edemediği” yerde durur. Letterboxd listelerinde kaybolur, forumlarda yarım cümleyle geçilir, bazen sadece bir sahnesiyle hatırlanır.

  Bu liste o filmlerden oluşuyor.

  Bir nevi benim sinemamın arka odası.

   Kalabalık bir ortamdasın ya da sadece fark yaratmak istediğin (sahtekarlık/flört etme yaparken) bir anda bu filmlerden birini aç, gerisini unut. Film bittiğinde teşekkürleri alçak gönüllü bir sessizlikle kabul edebilirsin :)

  Not: Sıralamam tamamen rastgeledir.


The Swimmer (1968) - Dram

Bir adam, banliyöde bir gün içinde evine ulaşmak için havuzdan havuza yüzmeye karar verir. İlk bakışta absürt bir yolculuk gibi görünür. Ama her havuz, bir hatıraya açılır.

Film ilerledikçe fiziksel bir yolculuk değil, zihinsel bir çözülmeye tanıklık ettiğini fark edersin. Amerikan rüyasının çürümüşlüğü, her yüzme hamlesinde biraz daha görünür hale gelir.

Bu bir yol değil. Bir çöküştür.


The Unsaid (2001) - Dram

Bir psikolog, oğlunun intiharının yarattığı travmayla yaşamaya çalışırken, sorunlu bir gençle karşılaşır. Başlangıçta bir “yardım etme hikâyesi” gibi görünen şey, yavaşça içe doğru çöker.

Bastırılmış suçluluk, inkâr ve geçmişin geri dönüşü… hepsi aynı zihinsel odada sıkışır.

Sessiz kalan şeylerin aslında en çok bağıran şeyler olduğunu hatırlatan bir film.


Dr. Giggles (1992) - Korku

Küçük bir kasaba, geçmişi delilikle dolu bir doktorun dönüşüyle sarsılır. Tıbbi cinayetler, absürt mizah ve 90’ların o garip korku estetiği bir araya gelir.

Film kendini ciddiye almaz ama tam da bu yüzden çalışır. Korku ile kara mizah arasında tuhaf bir denge kurar.


Wicker Park (2004) - Ilık

Bir adam, yıllar önce kaybolan sevgilisini gördüğünü sanır ve takıntılı bir arayışa başlar.

Zaman çizgileri birbirine girer. Gerçek ile hatıra arasındaki sınır çözülür. İzleyici sürekli “ne gerçek, ne değil?” sorusuyla baş başa kalır.

Romantik bir gerilim değil sadece. Aynı zamanda hafızanın güvenilmezliği üzerine bir oyun.


The Tomb of Ligeia (1964) - Gotik Korku

Ölü karısının etkisinden kurtulamayan bir adam, yeni bir hayata tutunmaya çalışır. Ama geçmiş, romantik bir hatıra olmaktan çok bir gölge gibi geri döner.

Gotik atmosfer, ölüm ve arzu arasındaki ince çizgide yürür.

Aşkın, ölümle bile bitmeyebileceğini anlatan klasik bir Poe uyarlaması.


The Sicilian Clan (1969) - Aksiyon

Bir suç ailesi, büyük bir soygun planı etrafında bir araya gelir. Ama asıl hikâye soygun değil, güvenin yavaş yavaş çürümesidir.

İhanet, planlama ve karakterler arası güç savaşları… hepsi sakin ama sürekli gerilim üreten bir yapı içinde akar.

Ve evet, Alain Delon bu filmin ayrı bir estetik sebebi.


Interstate 60 (2002) - Gizem

Dilekleri gerçekleştiren gizemli bir figürle karşılaşan genç bir adam, gerçeküstü bir yolculuğa çıkar.

Her durak, bir hayat dersine dönüşür. Her karşılaşma, seçimler üzerine yeni bir soru bırakır.

Modern bir masal gibi başlar, ama giderek “özgür irade” fikrinin kendisini sorgular.


Calvaire (2004) - Sanatsal Korku

Yolda kalan bir şarkıcı, ıssız bir köyde mahsur kalır. Başta sadece tuhaf görünen atmosfer, hızla rahatsız edici bir şeye dönüşür.

Film ilerledikçe insan doğasının karanlık tarafı daha görünür hale gelir.

Boğucu, rahatsız edici ve bilinçli olarak huzursuz edici bir deneyim.


Them (Ils) (2006) - Korku

Issız bir evde yaşayan çift, gece boyunca açıklanamayan varlıklar tarafından rahatsız edilir.

Minimal bir gerilim diliyle, neredeyse hiçbir şey göstermeden korku üretir.

Sessizlik, burada seslerden daha tehlikelidir.


Baskın (2015) - Korku

Bir grup polis, sıradan görünen bir ihbara gider. Ama girdikleri yer, fiziksel bir mekândan çok bir kabusun kendisidir.

Dini ve varoluşsal korkular birbirine karışır. Görsel olarak sert, anlatı olarak parçalıdır.

Türk korku sinemasında ayrı bir yerde duran, cesur bir film.



Wolf (1994) - Fantastik

Bir adam kurt tarafından ısırılır ve dönüşmeye başlar. Ama bu dönüşüm sadece fiziksel değildir.

Güç, özgürlük ve kontrol arasındaki çizgi giderek bulanıklaşır.

Jack Nicholson’ın karizmasıyla başka bir seviyeye taşınan bir kurt adam hikâyesi.


The Edge (1997) - Aksiyon

Uçak kazasından sonra vahşi doğada hayatta kalmaya çalışan iki adamın hikâyesi.

Ama asıl mücadele doğayla değil, birbirleriyle.

Zekâ, içgüdü ve ego arasında sürekli değişen bir denge oyunu.

Ve evet, o ayı sahnesi hâlâ etkileyicidir.


Black Sabbath (1963) - Korku Antolojisi

Üç ayrı korku hikâyesinden oluşan bir antoloji.

Gotik atmosfer, doğaüstü temalar ve psikolojik korku iç içe geçer.

Klasik korku sinemasının en rafine örneklerinden biridir.


The Changeling (1980) - Gerilim

Yeni bir eve taşınan adam, açıklanamayan paranormal olaylarla karşılaşır.

Yavaş tempolu ama sürekli artan bir gerilim kurar.

Korkuyu “sessizlik” üzerinden inşa eden en iyi örneklerden biri.


Deadstream (2022) - Found Footage Korku

Bir içerik üreticisi, izlenme uğruna lanetli bir evde canlı yayın yapar.

Başta komik, sonra rahatsız edici, sonunda ise saf korku.

Found footage türünü güncelleyen modern bir örnek.


Frailty (2001) - Gerilim

Bir baba, Tanrı’dan cinayet emri aldığını söyler.

Ama asıl soru şudur: Ya doğruysa?

Film boyunca taraf değiştirirsin. İnanç, delilik ve gerçeklik sürekli yer değiştirir.


The Loved Ones (2009) - Korku

Klişe bir lise hikâyesi gibi başlar.

Ama hızla bir “sevilme takıntısı”na dönüşür.

Aşk değil, sahip olma isteği anlatılır. Eksileri olsa da güzel bir gerilim sunumu.



Stay (2005) - Gizem/Dram

Bir psikiyatrist, intihar eğilimli bir hastayı kurtarmaya çalışır. Ama gerçeklik giderek çözülür.

Rüya ve bilinç birbirine karışır.

Film, izleyiciyi sürekli “ne izliyorum ben?” sorusunda bırakır.


Coherence (2013) -Bilimkurgu

Bir akşam yemeği sırasında başlayan kozmik bir anomali, alternatif gerçeklikleri iç içe geçirir.

Düşük bütçeyle büyük bir fikir anlatmanın en iyi örneklerinden biridir.

Basit başlar, zihni dağıtır.


Apt Pupil (1998) - Gerilim

Bir genç, komşusunun eski bir Nazi subayı olduğunu keşfeder.

İkisi arasında karanlık bir güç dengesi kurulur.

Kötülüğün bulaşıcılığı üzerine rahatsız edici bir hikâye.



  Bu filmler “iyi film” listesi değil. Daha çok, yanlış zamanda izlersen seni uzun süre bırakmayan filmler. Algoritmaların değil, hafızanın önerdiği şeyler. Ve bazen en iyi sinema deneyimi, önerilen değil, yanlışlıkla bulunan filmdir.

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ANAKIN SKYWALKER NEDEN KARANLIK TARAFA GEÇTİ ?

Weapons Film İncelemesi – Karanlık Masalın Soğuk Nefesi

Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi Film İncelemesi – İki Kadın ve Ateşin Hatırası