Undertone Film İncelemesi : Sessizliğin İçindeki Gürültü

 

  Bazı korkular vardır; karanlık bir odada başlar. Bazılarıysa çok sinsi davranabilir. Kulaklığını takarsın, gürültüden uzak kalmak için sesi biraz daha açarsın ve fark etmeden kendi zihninin en derinine girersin. Undertone tam olarak böyle bir film. İzleyiciyi korkuturken sessizliğin içinde yalnız da bırakıyor.

  Undertone hakkında konuşurken söylenmesi gereken önemli bir şey de dağıtıcı firmanın A24 olması. A24’ün son yıllarda desteklediği korku filmlerinde ortak bir damar var: seyirciyi korkutmaktan çok huzursuz etmek. Undertone da tam olarak o çizgide duruyor. Ian Tuason’un ilk uzun metrajı olmasına rağmen şaşırtıcı derecede kontrollü bir film. Bir cuma gecesi kulaklığı takıp izlemeyi hak ediyor. Bir noktadan sonra şunu fark ediyorsun: mesele ekranda ne gördüğün değil, sessizlikte zihninin neyi tamamladığı.

  Başrolde Nina Kiri’nin canlandırdığı Evy karakteri üzerinden ilerleyen hikâye bizi işitme duyusuyla yakalıyor. Yalnızca iki oyuncunun yer aldığı bir tek mekân filmi. Üstelik oyunculardan biri tüm film boyunca komada ve hareketsiz. (Bundan sonrası spoiler içerebilir bu arada)

  Evy paranormal bir podcast olan The Undertone’un iki yayıncısından biri. Arkadaşı Justin ile paranormal olayları tartışıyorlar. Justin doğaüstü şeylere inanan taraf olarak konumlanırken Evy ise rasyonel ve şüpheci olan taraf. Dana Scully’nin daha az tombik (sevimli anlamında) hali gibi bir tip ve The X-Files evreninden çıkıp modern yalnızlığın içine düşmüş biri gibi. Korkuyu “içerik” sanıyor ama bu düşüncesi film ilerledikçe çatırdıyor. Asıl çatırdama başka yerde başlıyor. Yatalak annesine bakmaktan yorulmuş, yalnızlığın içinde çürüyen ve vicdanıyla boğuşan bir kadının tükenmişliğinde.

 Programlarından birinde Justin kendisine 10 adet ses kaydı bulunan bir mail aldığından bahsediyor ve program sırasında birlikte dinleyip yorumlama kararı alıyorlar. Her yeni kayıtla birlikte film daha yüksek sesle bağırmıyor; aksine daha çok sessizleşiyor. Ve o sessizlik gerilimi büyütüyor.

  Ses kayıtları çocuk bekleyen bir çiftin gün geçtikçe içine girdiği kâbusu anlatıyor diye özetleyebiliriz. Kayıtların arkasındaki hikâye ilerledikçe film sadece paranormal bir gizeme dönüşmüyor; annelik, doğum ve kadın bedeni etrafında dolaşan çok daha eski bir korkuya bağlanıyor. Burada filmin referans verdiği Abyzou miti, görünmeyen kötülüğü fiziksel bir canavardan çok kuşaktan kuşağa taşınan bir huzursuzluk gibi hissettiriyor.

Abyzou, özellikle antik Akdeniz ve Orta Doğu mitolojisinde hamile kadınları, doğum yapacak anneleri, bebekleri hedef alan dişi bir varlık olarak geçiyor. Tam burada da Evy’nin de hamile kaldığını öğreniyoruz.

  Film neredeyse tamamen tek bir evde ve birkaç odada geçiyor. Bu kısıt düşük bütçe hissi değil de izleniyormuş hissi yaratan bir gerginlik mekanizması gibi. Aynı zamanda bu evi lanetli-perili evden çıkarıp huzursuzluğun tekinsizliği beslediği bir kapalı devreye dönüşüyor. “Görmediğin şeyin korkusu”nu evin tam kalbine yerleştiriyor. Filmi bu kadar iyi yapan şeylerden biri de yönetmenin Evy’nin podcast sohbetleri sırasında alakasız yerleri uzun uzun çekmesi. Bu gerginlik kimi sahnelerde birkaç dakika boyunca sürüyor. İlk filmini çeken biri için müthiş özgüven dolu sahneler bunlar ve oldukça da etkili. Tabi filmin eksileri de var. Sonlara doğru kendini fazla açıklamaya kaçıyor ve gizemin boğucu etkisi de azalıyor. Yoruma bir tık açık finali de eleştirilmiş yorumlarda ama ben bu kısmını beğendim. Gerginlik film bitince yerini düşüncelere bırakıyor ve bu da çok iyi bir şey.

  Undertone bittiğinde bize tam bir şey vermiyor; gerginlik sonrası rahatlık hissini alıp yerine küçük bir boşluk bırakıyor. Bir gece ışıkları kapatıp telefonu da 94 dakikalığına kenara koyun ve mümkünse kulaklığınızı takıp izleyin. Film bitince kulaklığı hemen çıkarmazsanız beğenmişsiniz demektir.

   Film seçimlerinde bile bizden izler taşıyanlar için.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ANAKIN SKYWALKER NEDEN KARANLIK TARAFA GEÇTİ ?

Weapons Film İncelemesi – Karanlık Masalın Soğuk Nefesi

Alev Almış Bir Genç Kızın Portresi Film İncelemesi – İki Kadın ve Ateşin Hatırası